Ele alacağımız Resmiyye tekkelerinin ikincisi Fâtih ilçesi, Sarmaşık semtinde, Neslişâh Mahallesi’nde, Neyzenler Sokağı’nda olup, ‘Şeyh Seyyid Resmî Tekkesi’, ‘Şeyh Saîd Efendi Tekkesi’, ‘Cuma Tekkesi’ diye de adlandırılan Ayşe Hâtun Tekkesi’dir.
Dergâhın en eski adı, ‘Şerâfeddin Bağdâdî Tekkesi’dir. Mehmed Şerâfeddin Bağdâdî Efendi tekkenin bahçesinde gömülüdür. Rivâyete göre, kendisi aslen Mısırlıdır. Tekkenin yapılış târihi yaklaşık olarak 1198/1784-85 yılıdır. Şerâfeddin Bağdâdî’nin bu tekkede şeyhliği olmadığı söylenirse de Muharrem 1199/Kasım-Aralık 1784’de vefâtına kadar yanlız başına burada oturmuş ve buraya gömülmüştür. Ayşe Hâtun 9 Rebîülevvel 1200/10 Ocak 1786 târihinde ev ve arsasını tekke olmak üzere vakf etmiştir.
Hicrî 1199 (mîlâdî 1784-85) yılında ‘Edirnekapusu civârında Löküncüler’de Şeyh Mustafa Tekkesi’ diye bir tekkenin var olduğunu biliyoruz. Löküncüler, bugünkü Sofalıçeşme Caddesi’nin biraz kuzeyi imiş. O hâlde Löküncüler’deki Şeyh Mustafa Tekkesi’nin Ayşe Hâtun Tekkesi olduğuna şüphe yoktur.
Tekkenin kurucusu Ayşe Hâtun, tevhidhânedeki maksûrede medfûn imiş.
Tekkenin ilk şeyhi Mustafa Resmî Âhî Hazretleri olup, postnişînliği ‘Eskici Şeyh’ diye bilinen küçük kardeşi Mehmed Saîd Hazretleri’ne devretmiştir. Mehmed Saîd Hazretleri 1 Muharrem 1226/26 Ocak 1811 günü Hakk’a yürümüş, tekkenin hazîresine sırlanmıştır.
Cemâleddin Revnakoğlu’na göre Mustafa Resmî Âhî Hazretleri’nden sonra önce büyük kardeşi Süleyman Sâfî, onun Kabakulak Âsitânesi’nde posta oturmasından sonra küçük kardeşi Mehmed Saîd Hazretleri Ayşe Hâtun Tekkesi’nin şeyhi olmuşlardır.
Mehmed Saîd Efendi Hazretleri’nden sonra yerine oğlu Abdülkādir Efendi (r. 1277/1860-61) geçti. Bu zât-ı şerîf ‘Kadri Efendi’ diye de anılır. Aşk sarhoşu bir kişi imiş. Abdülkādir Efendi hakkında bildiğimiz bunlardan ibâret.
Abdülkādir Efendi Hazretleri’nden sonra postnişînliği Üsküdarlı Berber Şeyh Mehmed Hâkî Efendi el-Kādirî devraldı. Mehmed Hâkî Efendi, Resmiyye’den Şeyh Halil Efendi’nin halîfesidir; aynı zamanda Kartal Baba şeyhi Ömer Bahri Efendi’den de hilâfet almıştır. Mehmed Hâkî Efendi’nin halîfelerinden biri Ayaspaşa’da Şeyh Ali Hulûsî Efendi’dir.
Mehmed Hâkî Efendi’nin şeyhliği kısa sürmüş, zamânında tekke yangın geçirmiş ve bir müddet boş arsa olarak kalmıştır. İki Ramazan 1285/17 Aralık 1868 günü rıhlet eden Mehmed Hâkî Efendi, Üsküdar’da Karacaahmet mezarlığında, Nuhkuyusu civârında gömülüdür. Çocuğu yoktur.
Mehmed Hâkî Hazretleri’nden sonra irşad görevi Kabakulak şeyhi Mustafa Sabri Efendi’ye, onun rıhletinden sonra da Kabakulak şeyhi İsmâil Hakkı Efendi’ye kalmış, ancak tekke arsa halinde olduğundan ötürü bu kişiler bilfiil şeyhlik yapamamışlardır. İsmâil Hakkı Efendi şeyhliği yeğeni Ahmed Şemseddin Efendi’ye devretmiştir. Sultan II. Abdülhamîd’in 27 Zilhicce 1305/4 Eylül 1888 târihli sultânî berâtı, onun Ayşe Hatun Tekkesi’ne şeyh ve mütevellî olarak atandığını yazar.
Ahmed Şemseddin Hazretleri, Süleyman Sâfî Hazretleri’nin kızının kızının oğludur. Annesi, Süleyman Sâfî Hazretleri’nin torunlarından Şerîfe Ümmülhayr Derviş Hâtun, babası ise İbrâhim Mâşûkî Hazretleri’nin dâmâdı olan Hoca Hâfız Hasan Hüsnü Efendi’dir. Dört Zilkāde 1284/28 Şubat 1868 Cuma günü dünyâya geldi. Hasan Hüsnü Efendi’nin küçük oğludur.
Ahmed Şemseddin Efendi, Mustafa Sabri Efendi’den hilâfet almıştır. Kendi parasıyla yeni bir tekke binâsı inşâ ettirmiş, 1308 Zilkāde/1891 Haziran-Temmuz ayında sâde bir tören ile tekke yeniden açılmıştır. İsmâil Hakkı Efendi de bu zâta hilâfet vermiş, tâc giydirmiş ve o da 1309 Şâbanı/1892 Martı’nda tekkede bilfiil şeyhliğe başlamıştır.
Ahmed Şemseddin Efendi posta oturduğu sırada 25 yaşında idi. Meşîhât mektûbî kalemi kâtiblerinden idi. ‘Saçlı’ diye şöhret bulmuştur. Hattat idi, çok güzel tâlik yazı yazardı. Çok ilâhi ve şugul bilen bir zât idi, repertuarının zenginliği ile ün salmıştı. Postnişînliği beş yıl sürmüş, 19 Şâban 1314/22 Ocak 1897 Cuma günü irtihâl etmiş, tekkenin tevhidhânesinde mihrâbın karşısındaki maksûreye sırlanmıştır. Tekkenin vâkifesi Ayşe Hâtun da aynı maksûrede yatmakta imiş. Bugün maksûreden en küçük bir iz yoktur.
Bir kızı Kabakulak Hazîresi’ne defnedilmiş olup mezar taşının kitâbesi şöyledir:
Bu makām-ı âlî’de seccâdenişîn
merhûm şeyh Sabri Efendi
bendesi ve Cuma dergâhı
seccâdenişîni merhûm Şeyh
Ahmed Şemseddin Efendi
kerîmesi Şerîfe Fatma
Sabriye’nin rûhiyçün Fâtiha
sene 1315
Ahmed Şemseddin Hazretleri’nin istinsâh ettiği beş kitâb biliyoruz.
el-fakîrü’l hakîr bende-i Âlî abâ hâdim-i hânkâh-ı Resmî Mustafa es-Seyyid eş-Şeyh Ahmed Şemseddin el-Kādirî ibnü’ş-Şeyh Hasan Hüsnü
Ahmed Şemseddin Efendi’nin
“Hâdimü’l Fukarâ eş-Şeyh Ahmed Şemseddin el-Kādirî”
yazılı mührü
Adı veyâ mahlası ‘Sâdi’ olan muhterem bir zâtın, Ahmed Şemseddin Efendi’nin göçüşüne yazdığı târih manzûmesini okuyalım.
Kādir Kadîm Kayyum
Şeyh-i rûşendil Hasan Seyyid Efendi kim odur
Zâhir ve bâtın ulûmunda mükemmel bir hekîm
Sülb-i pâkinden ânın oldu ziyâbahş vücûd
Seyyid Ahmed nâm Şemseddin necl-i besîm
Tıfl iken envâr-ı tevhîdi Hüdâ’yı anlayıp
Tâlib-i râh-ı hakîkat oldu ol necl-i fehîm
Eyleyip hâl azîzi Şeyh İsmâilden
Ahz-i esrâr-ı tarîkat buldu hem feyz-i amîm
Geçdi ecdâd-ı kirâmı postuna pek genç iken
Gösterip bilcümle dervişâna râh-ı müstakîm
Beş sene bu hânkâh-ı Kādiriyyede şeyh olup
Meclis-i irfân-ı Geylânî’de olmuşdur nedîm
Oldu altıncısı bu dergâhdaki mürşidlerin
İşte ol dânâ-yı esrâr-ı Hüdâvend alîm
Ermeden selâsîne sinîn-i ömrü âh
Dâr-ı ukbâya şitâban oldu ol merd-i halîm
On dokuzuncu şeb-i Cuma idi Şâbandan
Hayy deyip etti hırâm kurb-i Rahmân Rahîm
Oldu seccâdenişîn ol yevm ekber dâdârı
Yâni Mevlânâ Mehmed Nûri-i hikmetvesîm
Öyle bir fâdıl ki Mekke pâyesiyle muhterem
Zâhir ve bâtın hemân emsâl ve akrânı adîm
Mustafa Âhî Süleyman Sâfî mağfûr kim
Cedleridir bu iki dâder bu pîrân-ı kadîm
Ayşe Hâtun duhter-i Şeyh İbrâhimdir
Cedde-i ulyâlarıdır hem de ol dürr-i yetîm
Etmiş ol fahrünnisâ bu dergâha vaz‘-i iskân
Cümlesin ervâhını şâdân ede Rabb-i kerîm
Şeyh-i sâbık şeyh-i lâhîk müşterek himmet edip
Oldular bânî-yi sânî ikisi Allah alîm
Eyle Yâ Rabb anlar oldukça şeref-yâb-ı cemâl
Vâlidiyle Hazret-i Nûri’yi sıhhatde mukîm
Geldi üç derviş Sâdî söyledi târîhini
Kıldı Şemseddin Efendi azm-i dergâh-ı Naîm
Ayşe Hâtun Tekkesi’nin sonraki şeyhi, Ahmed Şemseddin Hazretleri’nin kardeşi olan Mektupçu Mehmed Nûri Molla Bey Hazretleri’dir. Mehmed Nûri Efendi, 6 Rebîülâhir 1275/13 Kasım 1858 târihinde Kabakulak Âsitânesi’nde dünyâya geldi. Annesi, Süleyman Sâfî Hazretleri’nin torunlarından, Şerîfe Ümmülhayr Derviş Hâtun, babası Nakşibendî şeyhlerinden Hoca Hâfız Hasan Hüsnü Efendi’dir.
Son Devir Osmanlı Ulemâsı adlı eserde, Mehmed Nûri Efendi’nin — sanki iki farklı kişinin sicili imiş gibi ayrı ayrı — iki sicili bulunuyor. Buradan öğrendiğimize göre Mehmed Nûri Efendi, babasından hâfızlık ve temel dînî bilgileri öğrenmiş, özel hocalardan Osmanlıca ve Farsça okumuş, Bayezid Câmii dersiâmlarından Ahmed Nüzhet Efendi’den Arapça ile aklî ve naklî ilimler tahsil etmiş, gene aynı câmi dersiâmlarından ve dönemin tasavvuf ulularından Gümüşhânevî Ahmed Ziyâeddin Efendi Hazretleri’nden hadis okumuş ve icâzet almıştır.
Mehmed Nûri Efendi, Meşîhat Mektûbî Kalemi’nde çalışmış, Ahmed Nüzhet Efendi’nin kızı Fatma Zehrâ Hanım ile evlenmiştir. Mahmud Bedreddin ve Hatice Aliye (Ada) adında çocukları vardır. Mahmud Bedreddin 10 Rebîülâhir 1307/4 Aralık 1889, Hatice Aliye Ada 1950 târihlerinde Hakk’a yürüdüler. Mehmed Nûri Efendi Rûmî 29 Eylül 1325, mîlâdî 12 Ekim 1909 günü verem hastalığından vefât etmiş, Beşiktaş’taki Yahyâ Efendi Mezarlığı’na sırlanmıştır (25 numaralı mezar taşı).
Mehmed Nûri Efendi, göçüşünden altı ay önce Kabakulak şeyhi İsmâil Hakkı Efendi’ye kasr-ı yed etmiş, yâni şeyhlikten kendi rızâ ve arzusu ile vazgeçmiş, şeyhliği İsmâil Hakkı Hazretleri’ne teslîm etmişti.
Mehmed Nûri Hazretleri’nin mezar taşındaki tac kabartması
Hazret’in şâhidesinde 12 dilimli bir tac kabartması vardır ve kitâbesi şöyledir:
Hüve’l Bâkî
İstanbul pâyelûlerinden
Mektûbî Meşîhat-ı Ulyâ muavini
Şeyh Hasan Efendizâde
es-Seyyid eş-Şeyh Muhammed Nûri Efendi
el-Kādirî rûh-i şerîfçün
el-Fâtiha
sene 1325 fî 29 Eylül
sene 1327 fî 27 Ramazan
Hazret’in göçüşü üzerine bazı gazete ve dergilerde yazılar çıkmıştır. Meselâ 1326 yılının Nevsâl-ı Osmânî’sinde “Bir senelik vefât-ı meşâhir-i osmânî” kısmında şu yazı vardır:
Şeyh Mehmed Nûri Efendi. Mektûbî meşîhat-ı ulyâ muavin-i sâbığı Mehmed Nûri Efendi, bir müddetten beri mübtelâ olduğu derd-i devâ-nâpezîrden kurtulamayarak, Eylül’ün 29uncu Salı günü irtihâl etmiş ve Beşiktaş’da Yahyâ Efendi Kabristanı’na defn olunmuşdur.
Mehmed Nûri Efendi meşâyih-i Nakşibendiyye’den, Süleymâniye Câmi-i şerîfi Cuma vâizi Şeyh Hasan Efendi’nin mahdûmu olup 1275’de Dersaâdet’de tevellüd etmiştir.
Mukaddemât-ı ulûmu pederinden, ulûm-i âliyyeyi ve âliye-yi şer‘iyyeyi Bayezid Câmi-i şerîfinde dersiâm evkaf müfettiş-i esbâğı şehrî Ahmed Nüzhet Efendi merhûmdan ahz ü telakkî ile icâzetnâme alarak 1289’da İstanbul Mahkemesi kalemine, 1292’de Meşîhat Mektûbî kalemine, 1295’de mezkûr kalem sermüsevvidliğine ve 1314’de mümeyyizliğine, 1317’de mektupçu muavinliğine memûr olmuş ve 1318’de İstanbul pâyesini ihrâz eylemiş idi. Müşârünileyh fart-ı ikdâm ile mârûf idi.
Bir başka gazeteden:
Mehmed Nûri Efendi. Mektûbî meşîhat-ı ulyâ muavin-i sâbığı Mehmed Nûri Efendi, bir müddetten beri mübtelâ olduğu derd-i devâ-nâpezîrden kurtulamayarak, Eylül’ün 29uncu Salı günü irtihâl etmiş ve Beşiktaş’da Yahyâ Efendi Kabristanı’na defn olunmuşdur.
Bir başka gazeteden:
Sarmaşık Kādirî Dergâh-ı şerîfi şeyhi ve Bâb-ı meşîhat mektûbî muavini Şeyh Nûri Efendi vefât etmiş ve Yahyâ Efendi Mezarlığı’na defn olunmuşdur. Merhûm, üzerinde bulunan meşîhatı 5 Nisan sene 325 târihinde Kabakulak dergâh-ı şerîfi postnişîni Vasfî [! Hakkı olacak; herhâlde dizgici hatâsıdır] Efendi’ye terk eylediği rivâyet olunur. Allah rahmet eyleye.
Mehmed Nûri Efendi’nin
“Şeyh-i Zâviye-i Kādiriyye-i Ayşe Hâtun Muhammed Nûri Kurb-i Yenibağçe”
yazılı mührü
Mehmed Nûri Efendi, Menâkıb-ı Beşiktaşî Müderris Yahyâ Efendi ibn-i Ömer el-Arabî adıyla bir kitâb yazmıştır. Türbesi Beşiktaş’ta Yıldız Parkı yakınında olan meşhur Yahyâ Efendi Hazretleri’nin hayatı ve menkıbeleri ile ilgili olan bu kitâb rûmî 1314, mîlâdî 1898-99 yılında basılmıştır. Bu menâkıbnâme, Beşiktaşlı Şeyh Yahyâ Efendi ve Üveysîlik adlı kitabda mevcuttur.
Mehmed Nûri Efendi ayrıca şu eserleri istinsâh etmiştir:
Tekke’ye vakf edilmiş olan aşağıdaki kitaplardan da bahsedelim.
Yenibağçe kurbünde Keçeci Pîrî Mahallesi’nde Ayşe Hâtun ibnetü’ş-Şeyh İbrâhim Zâviye-i Kādiriyyesinde hıfz ve mütâlea şartıyla vakf olunmuşduryazılıdır. Bu kitapta da Ahmed Şemseddin Hazretleri’nin temlik mührü vardır.
İstanbul’da Yenibağçe kurbünde Keçeci Pîrî Mahallesi’nde merhûme Ayşe Hâtun ibnetü’ş-Şeyh İbrâhim Efendi vakfından Kādirîler Zâviyesi’nde hıfz ve mütâlea olunmak üzere hâlâ mütevellî ve seccâdenişîn Mekke-i Mükerreme pâyelûlerinden hâdimü’l-fukarâ eş-Şeyh Mehmed Nûri ibnü’ş-Şeyh Hasan el-Kādirî sellemehullahın vakfıdır 1314ve
Min kütübi’l fakîr Muhammed Nûri el-Kādirî el-müteşerrif birütbe-i kazâü’l haremeynü’ş-şerîfeyn dâme şerefühümâyazılarına rastlıyoruz.
Drağman zâkiri Şeyh Ahmed Vefki Efendi (r. 1161/1748) tarafından tertib edilmiş, Tabibzâde Mehmed Şükrü Efendi tarafından yazılmış olan ve 215 aded ilâhîden oluşan ilâhiyât mecmuasında Mehmed Nûri Hazretleri’nin mührü vardır.
Mehmed Nûri Hazretleri
Yukarıdaki resim, Cemâleddin Revnakoğlu’nun Yeni Târih Dünyâsı dergisindeki Kādirîlik başlıklı yazı dizisinden alınmıştır (birinci cilt, birinci sayı, 17 Eylül 1953, 18. sayfa). Ortadaki kişi Mehmed Nûri Hazretleri, yanındakiler ise halîfeleridir.
Esin Demirel İşli, metruk ve harâb ahşap dergâh binâsının 27 Ekim 1938’de çökmüş olduğunu söyler. Binânın tahtaları civarda oturanlar tarafından yakacak olmak üzere sökülüp götürülmüş, mahallenin bekçisi hiç değilse tekke kapısının kurtulabilmesi için kapıyı sırtlayarak karakola götürmüştür. Tekke arsasına 1947’lerde tek katlı gecekonduya benzer bir binâ yapılmış ve vakıf idaresince kirâya verilmiştir. Bugün o binâ da yıkılmış olup, tekkenin arsası uzun müddet boş kalmıştır. Bugün tekkenin arsasında Ayşe Hâtun Çocuk Kütüphânesi faaliyet göstermektedir.
Arsada, bugün mevcud olmayan bir kitâbenin önünde mum yakıldığını ve mahalle sâkinlerinin Şerâfeddin Baba’ya saygı gösterdiğini biliyoruz. Mum isinden, yeşil boyadan iyice okunmaz hâle gelmiş bu kitâbede
Hazret-i Şeyh Muhyiddin es-Seyyid
Abdülkādir Geylânî
Zâviye-i Ayşe Hâtun
vâlide-i Şeyh Seyyid Mustafa Âhî el-Kādirî
Seyyid Şemseddin el-Kādirî şeyh-i zâviye-i mezkûre
yazıyormuş.
Tekkenin yeri, Neslişâh Mahallesi, Neyzenler Sokağı, 14 numaradır. Burası şimdi Ayşe Håtun Çocuk Kütüphânesi olup bahçesinde altı tâne mezar taşı vardır. Bu mezarlarda yatanları ziyâret edip ruhlarına okuyalım.
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
Hakk’ı erden, eri Mü’min’den iste
Budur sözüm sana şikeste beste
Bu sayfa son olarak 20.05.2012 târihinde değiştirilmiştir.